Baskı ve saldırılar asırlık gazeteyi asla yolundan döndüremedi: 100 yıllık bir ‘demokratik Cumhuriyet’ savaşımı

Gazeteniz Cumhuriyet 100 yıldır, Demokratik ve Laik Cumhuriyet kavgası veriyor. İlk yıllarda bu kavga, Padişah’a ve Hilafet ile Saltanat’ı savunanlara karşıydı.

Baskı ve saldırılar asırlık gazeteyi asla yolundan döndüremedi: 100 yıllık bir ‘demokratik Cumhuriyet’ savaşımı
REKLAM ALANI
Yayınlama: 07.05.2024
A+
A-

Daha sonra, zaman zaman Emperyalizm’e, Tarikatlara, Ayrılıkçı Akımlara, Diktatörlük Yanlısı Sağcı İktidarlara, 12 Mart ve 12 Eylül Askeri Darbeleri’ne, Özal’ın Dinci ve Neoliberal Yönetimi’ne, en sonunda da bugünlerde, Merdan Yanardağ’ın “İslamo-Faşizm” veya Ersin Kalaycıoğlu’nun “Neo Patrimonyal Sultanizm” dediği ve benim “Şahsım Devleti” diye adlandırdığım “Erdoğan/AKP iktidarının Rejimi”ne karşı, “Laik ve Demokratik Rejim” mücadelesini sürdürdü. 

Bu “Direniş Görevi”, O’na daha İstiklal Savaşı sırasında, Mustafa Kemal Atatürk tarafından, Yunus Nadi’nin çıkardığı “Yenigün” ve “Anadolu’da Yenigün” adlarıyla yayımlanan gazete üzerinden verilmiş, Cumhuriyetin ilanından sonra da adı “Cumhuriyet” olarak konmuştu. 

***

Atatürk sadece “Türkiye Cumhuriyeti”ni değil, O’na hazırlık olarak “Cumhuriyet Halk Partisi”ni de kurmuş, Cumhuriyet Rejimi’ni savunmak için “Cumhuriyet Gazetesi”ni de Yunus Nadi’ye kurdurmuş ve adını bizzat koymuştur. 

Bu üç Cumhuriyet, bir DinTarım Devletinin, kullardan oluşan bir toplumun, insanlık tarihinde yüzyıllarca sürmüş olan Endüstri Devrimi aşamasına, 15 yıl gibi kısa bir sürede sıçratılmasında işlevsel olmuştur. 

Temelleri Anadolu’daki ve Rumeli’deki “Müdafaa-i Hukuk Cemiyetlerinin” birleştirildiği Sivas Kongresi’nde atılan Cumhuriyet Halk Partisi (Fırkası), düşman işgaline karşı direnişin millet/ halk iradesine dayandırıldığının ilanı ve Antiemperyalist İstiklal Savaşı’nın topluma benimsetilmesi için kurulmuştur. 

Mustafa Kemal Atatürk, bir yandan İstiklal Savaşı’nı yönetirken öte yandan, topladığı Kongreler ve Meclis aracılığı ile, Cumhuriyet Rejimi’ni kurmanın hazırlıklarını yapıyordu. 

Cumhuriyet Halk Partisi “Halk Fırkası” adıyla, Cumhuriyet Rejimi ilkelerini halka/millete anlatmak ve benimsetmek üzere resmen 9 Eylül 1923 tarihinde kurulmuştu. 

Nitekim Cumhuriyet’in kuruluşu 29 Ekim 1923 tarihinde, Halk Fırkası’nın öncülüğünde gerçekleştirilmişti. 

Sıra artık Cumhuriyet Rejimi’nin millete/halka da benimsetilmesine, insanların Padişah’ın kulluğundan, Cumhuriyet’in vatandaşlığına terfi ettirilmesine gelmişti. 

***

Zor bir işti bu: 

Çünkü “Çağdaş Bir Devletin” ne ekonomik ne siyasal ve ne de kültürel temelleri vardı. 

Osmanlı kalıntısı olan bir DinTarım Toplumu’nda, henüz ulaşılmamış olan Endüstri Devrimi’nin ürünü olan Cumhuriyet Rejimini kurmak ve halka/millete benimsetmek insanlık tarihine yepyeni bir sayfanın eklenmesini gerektiriyordu… 

Çünkü kültürel, ideolojik ve siyasal olarak “millet” kavramı bile toplumda henüz yeterli bir düzeyde benimsenmemişti. 

Henüz endüstrileşememiş bir toplumda Cumhuriyeti, Cumhuriyetçiliği anlatmak için Halk Fırkası kurulmuştu ama, bir de yayın organı gerekiyordu. 

İşte gerek Kurtuluş Savaşı’nı gerekse Cumhuriyet’in ilanını desteklemiş olan Yenigün gazetesinin sahibi Yunus Nadi bu tarihsel görev için biçilmiş kaftandı. 

Yunus Nadi kendisine tahsis edilen eski İttihat ve Terakki Fırkası Genel Merkez binasında 7 Mayıs 1924 tarihinde, adını bizzat Mustafa Kemal Atatürk’ün koyduğu Cumhuriyet Gazetesi’ni iki ortağı Hamdi Nebizade ve Zekeriya Sertel ile birlikte kurdu. 

İlk sayıda Yunus Nadi’nin bir sunuş yazısı ve Mustafa Kemal ile yaptığı bir röportaj yayımlanmıştı. 

***

Cumhuriyet Rejimi, Osmanlı ailesinin, artık çağ gerisi kalmış olan tanrısal/dinsel ve geleneksel kaynaklı egemenliğini, çağdaş millet/halk egemenliğine aktarmıştı. 

Türkiye Cumhuriyet’inin hedefi “Demokratik Rejim”di. 

Bu hedef, günümüzün anlayışıyla hiç kuşkusuz “Demokratik, Laik ve Sosyal Hukuk Devleti” idi. 

Demokratik Rejimlerde, birbirinden bağımsız olmaları ve birbirlerini denetlemeleri öngörülen Yasama, Yürütme ve Yargı organlarına ek olarak “Bağımsız bir Medya”nın da bu rejimlerin içindeki dördüncü kuvvet olduğu, çağımızın en önemli gerçeklerinden biridir. 

İşte bu gerçeği daha Cumhuriyet’in kuruluşunda gören Mustafa Kemal Paşa, Cumhuriyet Gazetesi’ni kurdurarak bu gazeteye Cumhuriyet’i anlatmak ve savunmak görevini vermişti. 

Bu görev bilincine sahip olan Cumhuriyet Gazetesi ve yazarları, her dönemde Cumhuriyet karşıtları olan dinci ve etnikçi politikacılar, hatta kimi zaman kendilerini “Atatürkçülük” maskesi altında gizleyen otoriter eğilimli sağcı askeri ve/veya sivil iktidarlar tarafından saldırıya uğramışlar ama yollarından sapmamışlardır. 

***

Toplum, Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı, İlhan Selçuk başta olmak üzere Cumhuriyet ve Demokrasi yolunda doğrudan ve/ veya dolayı olarak Cumhuriyet Düşmanları tarafından katledilen Cumhuriyet Gazetesi yazarlarını hâlâ saygıyla anımsamakta ve onların güncel önemlerini yitirmeyen yazılarını okumaktadır. 

Yunus Nadi ve Nadir Nadi’nin sahipliklerini takiben kurulan Cumhuriyet Vakfı, İlhan Selçuk ve Orhan Erinç’ten sonra, bugün Alev Coşkun’un başkanlığında, Atatürk’ün işaret ettiği Laik Cumhuriyet hedefine doğru, Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik, Dayanışma, ilkeleriyle, Demokratik, Laik ve Sosyal Hukuk Devleti mücadelesine devam etmektedir. 

Gazetemiz, çalışanlarımız ve yazarlarımız, bugün de dün olduğu gibi, haksız pek çok saldırının hedefindedirler… 

Ama her zamanki gibi yılmadan, Atatürk’ün yolunda, dürüst gazetecilik ilkeleri çerçevesinde, Demokratik Cumhuriyeti, insan ve hayvan haklarını savunarak yollarına devam etmektedirler. 

Çünkü gün, “Şahsım Devleti Rejimi”nin yıktığı Parlamenter Demokratik Cumhuriyet Rejimini yeniden kurmak ve geliştirmek için mücadele ve ittifak günüdür. 

***

Gazeteniz Cumhuriyet, Atatürkçülük yolunda yaptığı gerçekçi ve Demokratik Cumhuriyetçi yayınlarla, son seçimlerde alınan sonuçların, Demokratik Cumhuriyet’in yeniden kurulmasındaki umutları yeşertmesine önemli katkılar sağlamıştır… 

Bu gazete, bütün çalışanları ve yazarları ile birlikte “Yüz Yıllık Bir Demokratik Cumhuriyet Savaşını” kesintisiz olarak sürdürmekte ve Atatürk’ün “akıl ve bilim yolu” olarak tanımladığı çağdaş uygarlık hedefine doğru yayınına kararlılıkla devam etmektedir… 

Hiçbir baskı ve saldırı, onu bu yolundan geri çeviremeyecektir!

REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.